“Teslimiyet, sonucun öngörülemediği zamanlarda bile sevginin gücünün bir şey yapabileceğine olan inançtır.”~ Deepak Chopra

Nasıl Olacağını Seçebilirsin
“Dikkatimi kendi içime nasıl çevireceğim?” Sorusunun yanıtı “Sadece yap!”
Hiçbir melek sana gücü vermek için inmeyecek ve sihir de gerekmiyor.
Bununla birlikte, çoğumuz, kendi gerçeğimizi atlamak için çok koşullandık ve dışarıda doğru yönde itici bir araç olduğunu düşünerek çözüm bulmaya odaklandık.
Çoğu insan, alışkanlık kalıplarına çok sıkı bağlıdır ve diğer varoluş biçimlerinin mümkün olduğunu anlayamazlar. Ve birçoğumuz, kendim de dahil, bir şekilde, alternatifi olduğunu bildiğimiz halde, mutluluk getirmeyen desenleri seçeriz.
En derin gerçek şudur ki, hiçbir şey dışarıda bırakılmaz, herşey dahil edilir – alışkanlıklar, acılar, yanılsamalar, yanlış anlamalar. Olmanın yanlış bir yolu yoktur.
Bununla birlikte, konuyla ilgili bazı seçeneklerimiz var: dikkatimizi nereye verdiğimiz. Dikkat, bir fide için toprak ve su gibidir – dikkat etmemiz gereken, büyüyecek olan şeydir. Dikkatimiz, bizim için neyin gerçekten önemli olduğunu gösterir.

Gerçek Hayattan Bir Örnek

Eskiden aileme karşı kin tutardım.Bu da beni zamanımın büyük bir bölümünü öfkeli geçirmeye iterdi. Neden kızgındım? Geçmişten gelen olayları çok düşünüyordum ve görüşlerimin haklı olduğunu düşünürdüm.
Bazı noktalarda, lütufla, öfkemin boyutunu fark etmeye başladım, yani dikkatim aklımdaki hikayeleri tekrarlamaktansa, kendi deneyimimi hissetmek için harekete geçti.
Bu hikayelerin beni ne kadar incittiğini gördüm ve bu bana ilham oldu. Aklımda monologlar çalıştırmakla ve kendimi haklı çıkarmakla meşgulken, bedenim, zihnim ve ruhumdaki rahatsızlığı ve mutsuzluğu görmezden geliyordum. Bir kere farkettiğimde, bu düşünceleri bırakmak doğallıkla oldu.Yani dikkatimizi verdiğimiz yer hapishane kapısının anahtarı.

Acı çekmek sizi nasıl etkiler ?

Size hizmet etmediğini bildiğiniz bir alışkanlığı düşünün. Bir an için bu alışkanlığın sizi nasıl etkilediğine ilişkin dürüst bir bakış açısıyla dikkatinizi kendinize odaklayın.Öncelikle, duygularınıza, sonra düşüncelerinize, ardından vücudunuzdaki duyumlara bakın.Gerçek deneyiminiz yalan söylemez. Hiçbir şekilde sona ermeyen gerginlik ve hatta fiziksel rahatsızlıkları olan zorlayıcı düşünceler, çok uzun süredir varolan  üzüntü fark edebilirsiniz.Keşfettiğiniz şeye şaşırabilirsiniz ya da bu, bildiğiniz her şeyin farkında olduğunuzun ancak yok saymayı seçtiğinizin bir onayı da olabilir.
Gerçeği görmek zor da olsa mutluluğun yoludur.Bizim için doğru olana dikkatimizi verince acı hikayesi sona erer ve netlik imkanı başlar.Belki gerçeği kabul etmek yeterlidir ya da belki bir şey yapacaksınız ya da yapmakta olduğunuz bir şeye son vereceksiniz.
Mutluluğun farkına varmak isterseniz, dikkatinizi, deneyiminizde gerçekten olup bitenlere yönlendirin. Kontrol edebileceğiniz bir şeyi yapın:kendi gerçeğiniz hakkında sevimli ve cesur bir seçim yapın 🙂

Mağduriyetin Sonu

Gerçeklerden bihaber olduğumuz ve duygularımızın bizi aldatmasına izin verdiğimizde kurban psikolojisine giriyoruz. Korku ve eksikliği yaşıyor, şartların değişmesini bekliyor ve neden mutluluğun tadını çıkaramadığımızı merak ediyoruz.
Bu üzücü ve sinir bozucu oyunu bitirmek istiyorsak, dikkatimize U dönüşü yaptıralım.Kontrol edilemeyen şeyleri kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçelim (yani delilikten vazgeçelim) ve gücümüzü elimizden gelen bir şeyi kontrol etmek için kullanalım: dikkatimizi verdiğimiz yer.
Biz strateji tasarladığımızda ve düzeltmeye çalıştığımızda, yanlış anlamalarımızın ve savunmalarımızın kurbanı olduğumuzda, kişisel arzularımıza uygun hale getirmeye çalışarak, “yaşam” yapmaya çalışıyoruz.Dikkatimizi içimize verdiğimizde denge tamamen değişir.Yaşamın akışıyla bir olduğumuzu farkederiz,bize yol göstermesine ve rehberlik etmesine izin veririz.
Yaşamın nasıl olması gerektiğini söylemek bizim için değildir.Dikkatini ver.Rahatla.Dinle.Ve hayatın olağanüstü mükemmelikle gözlerinin önüne serilsin..

Kaynak:http://gailbrenner.com/blog/